Geçmişim Girdi Kapımdan

Akşam olmak üzere, hava yeterince karamsar.

Hayır olsun diyorum, ümit üretmeye devam.

Az sonra kasvetli havanın nedeni belli oluyor.

Hafif hafifi kar taneleri uçuşuyor bahçemde

Hava kararıyor gece lambası haber veriyor

Karın yoğun bir şekil aldığını

İçimde nedensiz tarifsiz bir hüzün hissediyorum.

Tam o sırada

Geçmişim giriyor evimin kapısından

Köyüm geliyor aklıma

Masamda sıcak kahvemin ve dumanı

Peşinden kahve kokusu kaplıyor oturduğum salonu

Telaşsız geçmişi ziyarete gidiyorum

Dedemin bir katlı tek odalı evindeyim

Dışarda lapa lapa yağan diz boyu kar var

Sayada yeni doğmuş kuzular sesleri

Odada soba cayır cayır yanıyor

Sobanın üstünde mısır tenceresi mis gibi kokular salıyor

Fırında kumpirler olmak üzere

Dedem sobanın başına bağdaş kurmuş

Elinde sucuk ve bıçak yerde sofra bezi

Özenle bir kangal köy sucuğunu odun koruna hazılıyor

ince dilimlenmiş sucuk çoktan teslim olmuş ateşe

Bir tepsi dızmana (börek) , davlumbazda hazır

Dedemin kedileri biri beyaz biri boz

Kapıda miyavlıyorlar , kapının açılmasını bekliyorlar

Mirasçılar geldi diyor dedem, çabuk ol ilk kangal sucuk hazır

Kapı açılıyor kediler yerlerini biliyor, sıcak sobanın altı

yarısını ekmeksiz indirmişim mideye, yenisini bekliyorum

Dedem katık et demiyor, ben yedikçe o kesiyor yenisini hazırlıyor

Kediciklerin de hakkı var diyor dedem ikisine ayrı ayrı dilimliyor

Radyoda Sıdıka Ahmedova

yanık sesiyle Yavrumdan Ayrıldım türküsünü okuyor,

Boğazım düğümleniyor, hayallerim, memleketim, çocukluğum

bir bir geçiyor gözümün ününden,

Her şeyimiz yarım kalmış, her yanımız özlem ve hasret dolu,

Onlarca yıl geçmiş, biz hala ateşten gömlekle yaşıyoruz,

Bir yanımız Ata yurdunda bir yanımız Ana yurdunuda

İçimizde buruk bir sevinç, yarım kalmış mutlu çocukluk gençlik hayallerimiz

Ne bizim oralı, Nede bizim buralıyız…

yarım yamalak yaşıyoruz bu kısacık hayatı.

Radyoda türkü değişmiş

Kadriye Latifova Bayram gelmiş neyime okuyor

Gözlerim dumanlanıyor, dışarıda yağan kar , içimde tarifsiz fırtına

gözlerim doluyor, elimle siliyorum gözlerimin nemini ,

sobanın dumanındandır diyorum, sobanın dumanından

Kediler bana bakıyor,

Ben sokakta yağan lapa lapa yağan kar tanelerine

Yaşamayan ne bilsin ki ?

Özlem diyorum, ayrılık diyorum, hasretlik diyorum

Vatan hasreti diyorum, diyorumda da diyorum,

Kediler bana bakıyor…

Cevat ÇIRAK

15.01.2019

Reklamlar

Çocuk Tren ve Hayalleri

Çocuk Tren ve Hayalleri
Çorlu trenine ilk kez binen çocuk
Yanina hayallerini ve umutlarını da almıştı
Geriye sadece çok sevdiği ailesi anne babası kalmıştı
Tren haraket ettiğinde
Çocuk mutluluktan uçmustu
Ailesi tren gardan ayrılırken
çocuğun arkasından bakakalmıştı.
Tren çok gidemedi
Çocuk doya doya sevinemedi
Kaderi mi suçluydi bilemedi
Hayallerini yaşamasına
Birileri Musade etmedi
Çocuk sevincine doyamadan gitti
Hayalleri çocugun gitmesiyle bitti
Umutlar devrilen vagonlarla yitti
Ailesi bir daha asla
Çocuğun yarim kalan umutlarını yeşertemedi

ANNE OLMAK KOLAY MI

ANNE

Anne olmak annelik kolay mi?

Karnına düşersin

Dokuz ay

Türlü türlü

Işkenceler edersin

Doğarsın

Ne ağlamam biter

Ne sizanman

Okula başlarsın

Kahrını annen çeker

Askere gidersin

Yollarını anan gözler bekler.

Bir kıza tutulur seversin

Kahrını sırrını

Gene anan çeker

Evlenir yuva kurarsın

Derdini annen dinler

Çocukların olur

Annenin gözüne bakarsin.

Işte o zaman anlarsın

Annenin kıymetini

Ne zormuş çocuk büyütmek der

Annenin boynuna düşersin.

Sersem olur geçmişe dönersin

Annene cektirdiklerini düşünür

Içten içe kahrolur

öne kendine kızar söver

Sonra Anene doner

yüksek sesle

dizlerine kapanır af dilersin.

Çocuğun büyüdükçe

Daha iyi anlarsın

Cennetin neden

Analarin ayakları altında olduğunu

Anlarsın.

Anladıkça yanarsın

Yandıkça pişersin

Piştikçe insan olur

Kule dönersin.

Annen sana kızmaz

Hep sevgi ile sinirsiz bir aşka bakar da

Sen hala neler

olup bittiğini kavrayanazsin

Sudan çıkmış balığa dönersin.

Torunların olduğunda

Evlatların sana dönüp

Boynuna sarıldığında

Annene olan sevgin

Değer anlam kazanır

Anana çok cektirdiysen

Sende yaşar çekersin

Hasretle kucakladıysan

Ayağını yıkadıysan

Boynuna sarılıp

Anam diye haykırıp

Bağrına bastiysan

Annenin sevgi dolu

Goğüsüne sığinabildiysen

Sevgiyle yanaklarına

Gülücükler kondurab

Cennetliksin

Annenin gözünde cananisin

Alemin gözünde ibretliksin

Hatalar insana mahsus

Ders almak pişman olmak

Kullara mahsus

Af dilemek

Evlatlara mahsus

Affetmek kucak açmak

Cennetin kapısında

Analara annelere

Yüce yüreklere mahsus.

Cevat ÇIRAK

18.09.2018

Istanbul

YIKILMA SAKIN

YIKILMA SAKIN

Kötü şey uzakta olmak
Dostlarından, sevdiğin kadından
Yasaklanmak bütün yaşantılara
Seni tamamlayan, arındıran
Kapatıldığın dört duvar arasında
Sağlıklı, genç bir adam olarak

Neler gelmez ki insanın aklına
Sevinçli, özgür günlere dair
Kalmıştır yüzlerce yıl uzakta
Onunla ilk kez öpüştüğün şehir
Acı, zehir zemberek bir hüzün
Kalbinden gırtlağına doğru yükselir

Görüyorsun işte küçük adamları
Köhnemiş silahlarıyla saldıran sana
Kimi tutsak düşmüş kendi dünyasına
Kimisi düpedüz halk düşmanı
Diren öyleyse, diren, yılma
Yürüt daha bir inatla kavganı

Babeuf’u hatırla, Nazım Hikmet’i
Bir umut ateşi gibi parlayan zindanlarda
Hatırla Danko’nun tutuşan kalbini
Karanlıklari yırtmak arzusuyla
Ve faşizme karşı, zulme, zorbalığa
Düşün acılar içinde vuruşan kardeşleri

Elbette vardır bir diyeceği, bir haberi
Bir kaçağa çay sunan Kürt kadınlarının
Dağlar dilsizdir yalçındır
Ama gün gelir bir diyeceği olur onların da
Ve dağlar, ıssız tarlalar başladı mı konuşmaya
Susmazlar bir daha, söz artık onlarındır

Kötü şey uzakta olmak
Dostlarından, sevdiğin kadından
Yasaklanmak bütün yaşantılara
Seni tamamlayan, arındıran
Ama bir devrimciyi hakli kılan
Biraz da acılardır unutma

Yıkılma sakın geçerken günler
Yaralayarak gençliğini
Onurlu, güzel geleceklerin
Biziz habercileri düşün ki
Ve halkın bağrında bir inci gibi
Büyüyüp gelişmektedir zafer.

Ataol BEHRAMOĞLU

Çocuğuma

Yetişkin Oğluma

Sürekli meşguldüm o kadar sene

seninle doyasıya oynayamadım.

sen beni çağırdın gel oyna diye

ben bir türlü zaman ayıramadım.

Giydirdim doyurdum seni kolladım

Sadece bunları yeterli sandım

Bana oyuncağını getirdiğinde

Ben seni çoğu kez başımdan savdım

Yatağa yatırır seni okşardım

Sen uyur uyumaz hemen çıkardım

Şimdi o günleri çok özlüyorum

Keşke bir dakika fazla kalsaydım

Hayat ne kadar kısa,yıllar ne çabuk

Ne zaman büyüdü bu çocuk

Ona dokunmak için uzandığımda

Ellerim boş kalır yüreğim buruk

Artık ne resimler nede oyunlar

Ne ”iyi geceler”, ne sarılmalar

Hepsi de çok geride ulaşmak çok zor

Yaşanmadı sanki o güzel yıllar

Artık hiç işim yok yapayalnızım

Günlerim çok uzun üstelik bomboş

Keşke isteklerini birbir yapsaydım

Küçük arzuların şimdi çok şirin, çok hoş.

Alice Chase

Türkçeye çeviren: Dr. Abidin Sönmez